Search for content, post, videos

Artik Kosturmadan Yasamak Istiyorum Kenan Sofuoğlu

Bir şampiyon ve birkaç ömre sığacak kadar hüzün, mutluluk, başarı, yorgunluk…
Yazı:Yaprak Rüya Bulut
Fotoğraf: Onur Aykutlu
————————————————————————————————————
Kenan Sofuoğlu, buülkede bir spor dalını kendi adıyla var etmiş gerçek bir şampiyon. Ondan önce Türkiye’de, motor sporları birçoğumuz için hiçbir şey ifade etmezken, şimdi “Acaba bu sezon hangi takımla yarışacak” diye heyecanlanıyoruz.  Bizi Sakarya’da, kendi adını taşıyan pistte koltuk değnekleriyle karşılıyor. Üst üste yaşadığı iki sakatlık yüzünden, yarışlara ara vermiş. “Rakipleri yarışırken onları izlemek” canını fena sıkıyor. Aklında ve dilinde yarışları  bırakmak var sürekli. O, “Yoruldum” derken siz gerçekten ne kadar yorulduğunu sesinin tonundan anlayabiliyorsunuz. “Büyük beklentilerim yok hayattan” diyor. Tek istediği birkaç sene daha iyi takımlarda yarışıp şampiyon olmak ve daha sonra Sakarya’da mütevazi bir hayat sürmek. Hızlı yaşamak böyle bir şey olsa gerek. 29 yaşında bir şeyleri bırakmaktan bahsediyorsanız, birilerinin hayalinde bile canlandıramadığı bir hayatınız olmuş demektir.

İki dünya Supersport şampiyonluğundan sonra sıra Superbike’de mi yoksa Supersport’ta yarışmaya devam mı edeceksiniz?
O durumu şöyle açıklayayım: FIA Dünya Motor Sporları Konseyi’nin kabul ettiği 5 tane dünya şampiyonası var. Bunların grupları; MotoGP, Superbike, Supersport, Supermoto ve Moto2-Moto3 olarak ayrılıyor. Bu grupları kendi içerisinde iyiden kötüye sıralamak yanlış olur. Her birinin farklı özellikleri var. Her biri birer marka gibidir. Yarışlar da tamamen bu markalara ait yarışlardır. Sadece bir popülarite farkı vardır aralarında. Herkesin bildiği MotoGP’dir mesela. En büyük olanı ise Superbike’dir. Benim yarıştığım Supersport’un özelliği ise şu an caddede kullanılan motorların modifiye edilip yarışır hale getirilmesiyle oluşmasıdır.
Siz neden Supersport’ta yarışmayı seçtiniz ?

Çünkü Türkiye’de hep bu motorları kullanıyorduk. Buna alışkındık. Avrupa’ya gidince de aynı motorların modifiyesini kullanmaya başladık zaten. Sebep tamamen bu. Geçen sene Moto2’yi denedim ben aslında. Moto2 de Supersport motoruna yakın bir motor tabi ama motor sporlarında pek dışarıdan gözükmeyen politik olaylar var. Bir İtalyan ya da bir İspanyol olduğunuz zaman çok daha avantajlısınız. Benim böyle avantajlarım olmadığı için MotoGP’ de kullanamadım.
Ne gibi avantajlar bunlar?
İspanyol ya da İtalyan olduğunuz zaman “Paddock” ta her şey çok daha kolay. Bir kere sponsorların yüzde seksen veya doksanı bu ülkelerden. Bir firma sponsorluk yapacağı zaman takımlara “Sporcun kim?” diye soruyor. Eğer takımın elindeki sporcu kendi ülkesindense sponsorluğu alması çok daha kolay. Bir İtalyan’ın İtalyan’a sponsorluk yapmasıyla başkasına sponsorluk yapması bir değil. Takımlar da haliyle tercihlerini bu yönde yapıyor. Diğer sporculara çok da iyi olmayan takımlar kalıyor haliyle. Ben de böyle bir takımda yarıştım. Bu yüzden 2011’de karar değiştirdim ve sadece kazanacağım bir takım istedim. Supersportta iki yıllık bir dünya şampiyonluğum olduğu için Kawasaki’den teklif geldi. Bu teklif de eminim ki dünya şampiyonluğu için aldığım en iyi teklif. Eğer ilerde MotoGP ya da Superbike’ de yarış kazanabileceğim bir takımdan teklif alabilirsem katılmayı düşünürüm. Benim için önemli olan sadece kazanabileceğim bir takımla yarışmak.
Ducati’nin sahibi Gabriele del Torchio sizi yakından takip ettiğini açıkladı.Bu ilginin size nasıl bir getirisi oldu?
Bu ilginin getirisi sadece basında olur, yarışırken olmaz. Ducati zaten İtalyan bir marka. Genelde de İtalyanlarla yarışır ya da çok güçlü olduğu ülkelerdeki pilotları alır. Mesela Amerika… Amerika’daki Ducati satışları inanılmaz. Şimdi baktığınızda da Ducati takımında bir Amerikalı pilot var. Çünkü Amerikan Ducati takımda bir Amerikalı görmek istiyor. Türkiye’deyse yılda belki 10 tane Ducati satışı oluyordur. Türkiye Ducati’nin böyle bir şey talep etmeye gücü yok maalesef. Benim Supersport’ ta  iyi bir takımla yarışma ihtimalim her zaman daha yüksek, çünkü orada iyi bir alt yapım var. İsmim var, dünya şampiyonluğum var. Tarihteki en başarılı pilot olarak gözüküyorum. MotoGP’ deki sporcular sekiz- dokuz yaşlarında başlıyorlar yarışmaya. Ben “Paddock” a gittiğimde 25 yaşındaydım. Oraya gitmem hataydı zaten. Supersport’ta geldiğim bir nokta var benim. MotoGP’de sıfırdan başlamaya kalktım, olacak şey değildi bu. Bu da bir tecrübeydi, güzeldi her şeye rağmen. Kürsüye de çıktım orada, kötü gitmedi ama yine de bu saatten sonra hangi klasmanda olursa olsun kazanabileceğim takımla yarışırım. Bulamazsam da hiç yarışmam.
2006 yılında sponsor desteğini çekince Yamaha takımından yarılmak zorunda kaldınız. Son anda İsviçre’de yaşayan bir Türk’ün size sponsorluk desteği verdiğini okuduk. Bu gerçekten basına yansıdığı gibi mucizevi bir şekilde mi gerçekleşti yoksa var olan bağlantılarınızı mı kullandınız?
2005 sezonu bittiğinde Türkiye’den bir sponsor destek olacaktı ve dünya şampiyonasında yarışacaktık. Sponsor son anda desteğini çekince ben açıkta kaldım. Türkiye’ye geldim takım bulamayınca.  Sonra İsviçre’den bir iş adamı geldi, bir sigara markası için aracı oldu sağ olsun. İyi bir takıma gitme şansım oldu.Honda Ten Kate’ yi iki sene sonra dünya şampiyonu yaptım. Tabii bunlar nasip kısmet işi. Bizi böyle destekler bir yerlere getiriyor. Bu da onlardan biriydi.
-Kutu-
“Dünyanın en çok yarış kazanan motorcusuyum”
Dünya Supersport’ta en az start alıp en çok yarış kazanan sporcu oldum. 57 yarışta start aldım ve bunun 18’ini kazandım. 41’inde de kürsüye çıktım. Benden sonra ikinci olan kişi 127 yarışta 13 birincilik yakalayabilmiş. Bu skoru iyi bir takımda olmam sayesinde yakaladım. İyi bir kariyerim olmasaydı 2011’den sonra iyi bir takıma gitme şansım da olmazdı. Şimdi Kawasaki ile anlaştık. İlk yarışı da kazandık. Bu tamamen geçmişte yakaladığım başarılar sayesinde gerçekleşti.
Kariyeriniz boyunca devletten yeterince destek görebildiniz mi?
Devlet desteği özellikle son dört yılda çok arttı. 2007 yılında destek almaya başladım ben. Şu anki hükümet sadece bana değil tüm spor dallarına ve sporculara destek veriyor. Türkiye’de motor sporları çok fazla bilinmiyor bu yüzden öncesinde destek beklemek mantıksız olurdu. Ne zaman ki ismimi dünya şampiyonasında duyurmaya başladım, Türkiye de beni tanımaya başladı. Spor Bakanlığı’ndan çok iyi destek geldi. Şu an 2012’de yarışmam için gerekli bütçeyi Spor Bakanı Suat Kılıç karşıladı. Devlet desteği her sporcuya gerekiyor. Motor sporlarında özellikle gerekiyor. Çünkü çok pahalı bir spor. Hem federasyon hem bakanlık desteği sayesinde uzun süredir hiç sıkıntı yaşamıyorum bu konuda.

Motor sporları yeterince zor bir alanken bu alanının Türkiye adına dünyadaki tek temsilcisi olmanın verdiği sorumluluk ağır gelmiyor mu size?
En basit örneğini vereyim; Kawasaki’ yle olan bu son anlaşmamda bana çok iyi bir devlet desteği gerekiyordu, onu verdiler. Sezona çok iyi başladık. İlk yarışı kazandık. İlk yarışta birinci olduğum için haliyle şampiyonanın da lideriydim ama sonra testlerde sakatlık geçirdim. Normalde iki ay süreyle yarışamayacağım manasına geliyordu bu. Yani dört yarışa katılamamak ve şampiyonluğu kaybetmek demekti. Ameliyattan iki hafta sonra İtalya’ya gittim ve yarışmaya katıldım. Sıralama turlarında çok iyi derece elde ettim; üçüncülüğe yükseldim. Bu verdiğim mücadele devletin bana verdiği desteğin karşılığını vermek hem de şampiyonluğu koruyabilmek içindi. Yarışa iyi başladım, lider durumdayken hata yaptım.  Hatayı yapmamın sebebi de çok doğaldı. Narkoz etkisi veren ağrı kesicilerle çıkmıştım yarışa. Konsantrasyonum dağıldı. Birinciyken diskalifiye edildim. Benim tek amacım verilen desteğe layık olduğumu gösterebilmek. Motor sporlarında özellikle Avrupa’da yaşanan son krizden sonra verilen destekler çekildi. Ben şanslıyım ki devlet desteği almaya devam ediyorum. Bu yüzden de sakatlık dinlemeden yarışmaya devam ediyorum.

Siz bu yola üç kişi çıktınız şu an tek başına devam ediyorsunuz. Yaşadığınız kayıplar size bu sporu bırakmayı düşündürdü mü hiç?
Hayır, bu yüzden düşünmedim bırakmayı. Ailemin desteği olmasaydı bu sporla uğraşmam imkansız olurdu. İnsanların gözünde diğer sporlara göre daha tehlikeli motor sporları. Özellikle anneler çok korkar motosikletten. Benim iki ağabeyim vardı, bu işe başladığımızda babamla birlikte biz dört kişiydik aslında. Üçü de vefat etti. Benim babam, ömrü motosiklet üzerinde geçmiş biri ama kanserden hayatını kaybetti. En büyük ağabeyim en dikkatlimizdi. Yaya olarak karşıdan karşıya geçerken araba çarpması sonucu öldü. Sinan ağabeyim motosiklet yarışında kaybetti hayatını. Ecel geldiyse onun yeri yoktur. Ben bu işin içinde olan biri olarak şunu biliyorum ki caddeler pistlerden daha tehlikeli. Pistte tehlike yok mu? Elbette var ama trafikte araç kullanmak en az onun kadar tehlikeli. Uçak seyahati de tehlikeli, futbol oynamak da… Başka sebeplerden dolayı düşündüm ama bu sebepten düşünmedim bırakmayı.
Henüz 15-16 yaşlarındayken babanızın özel izniyle yarışlara katıldığınızda dünya şampiyonluğu var mıydı aklınızda?
Ben lisedeyken her iki ağabeyim de Türkiye şampiyonasında yarışıyordu. En büyük hayalim iki ağabeyimle birlikte Türkiye şampiyonasında kürsüye çıkmaktı. Bir yıl sonra onlarla birlikte yarışıyordum. Yarışı üçümüz; birinci, ikinci ve üçüncü olarak tamamladık. Sonra hayallerimiz büyüdü haliyle. “Türkiye’de rakibimiz yok, üç kardeş Avrupa’ya gidelim” dedik. Bahattin ağabeyim yaşı büyük olduğu için bizimle gelmedi, Türkiye’de kalmak istedi. Sinan ağabeyimle biz birlikte gittik. Supersport motorlarına alışık olduğumuz için onunla yarıştık. Önümüzde yalnızca Supersport’ ta yarışma ve şampiyon olma hayali vardı. Orada da iki kez şampiyon olduk zaten.
-Kutu-
“Dünya Şampiyonluğu İşin Rengini Değiştirdi”
Bundan on sene önce sadece yarışmak isteyen bir Kenan vardı. Başka hiçbir şey düşünmeyen… Sonra çok istedim bu işleri bırakmayı. Çekilmez olduğunu, zor olduğunu düşündüm. Sakatlık yaşadığında, rakiplerin yarışırken sen izlemek zorunda kalıyorsun. Bunları yaşadığın zaman hep bırakmak istiyorsun. Eskiden sadece zevk için yapardım bu işi. Dünya şampiyonlukları gelince sorumluluk arttı, görüşler, düşünceler değişmeye başladı. “Buradaki tek Türk’üm, İstiklal Marşı’nı okutmam lazım” diye düşünmeye başladım. Yaş olgunlaşınca bunları düşünmeye başlıyorsun. Türkler motor sporlarını bilmiyorlar, küçümsüyorlar. Bunu görüp daha da çok azmediyorsun. İşte bu düşünceler seni yoruyor, bezdiriyor. Dünya şampiyonluğunu korumaya çalışmak da çok yorucu. Bir yarışın kötü gittiğinde herkes arkandan kötü konuşuyor. Sadece yapmak istediğin için değil yapmak zorunda olduğun için yarışmaya başladığında sıkıntıya giriyorsun. Yarışın olduğu hafta sonları geçmek bilmiyor. Bir an önce bitsin istiyorsun. Sürekli seyahat halince olmak da çok can sıkıcı. Şu an 29 yaşındayım. Üç-dört yıl daha yarışıp bırakmak istiyorum.

Yarışmayı bıraktığınızda ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Yarışmayı bıraktığımda artık hayatımda yoğun bir tempo istemiyorum. Motosikletten ayrı kalamam tabii ki. Türkiye’de gençlere eğitim vermek ve tecrübelerimi aktarmak gibi bir düşüncem var. 17-18 yaşındayken Türkiye’den ayrıldım. Sürekli “git-gel” le geçti hayatım. Bu işleri bıraktığım gün daha rahat bir yaşantı istiyorum. Koşturmak istemiyorum. Bazı sporcular yok bakan olayım, yok federasyon başkanı olayım gibi hayaller kurabiliyorlar. Benim böyle düşüncelerim yok. Burada, Sakarya’da, mütevazi bir hayat istiyorum. Yaptırdığım pistte vakit geçirmek istiyorum. Yetenekli gençlerin Avrupa’ya gitmesine vesile olurum belki. Ellerinden tutup götürmekle uğraşmam ama yine de. Çok büyük beklentileri olan biri değilim.
Yerleşik düzen seviyorsunuz siz…
Sakarya’da iki hafta kalıyorum sonra yine seyahat etmem gerekiyor, bütün düzenim bozuluyor, toparlayamıyorum. Burayı çok seviyorum ama burada yaşamak benim sahip olduğum tempo için bir dezavantaj. İşlerim hep İstanbul’da oluyor. Ankara’ya gitmek gerekiyor bazen. Artık düzenli bir hayat istiyorum. Buradaki pistte her türlü eğitimi veririm, o kadar.
Bununla ilgili bir projeniz var mı?
Evet, var. Bu yıl Redbull’la beraber bir çalışma yaptık. Redbull’un dünya şampiyonasında gençler için özel bir kupası var. Bunun için gençleri yetiştiriyorlar. İki genç seçtik bu iş için. Onlarla ilgileniyoruz. Ben hala yarıştığım için çok konsantre olamıyorum henüz ama hem federasyon hem Redbull bana destek olduktan sonra ufak pistimizde eğitimler vermeye devam edeceğiz.
Rallici Volkan Işık yarışmayı bıraktıktan sonra akademinin yanı sıra bir de “Volkicar” adında özel bir araç üreterek bu işin farklı bir boyutuna el attı. Sizin aklınızda kendi motorunuzu tasarlamak ve üretmek gibi bir düşünce var mı?
Benim böyle bir hevesim yok. Yarışı bıraktığım zaman sadece bilgim, tecrübem ve Avrupa’da edindiğim çevremle gençlere yardımcı olmak istiyorum. Türkiye’deki yarışçıların en büyük sıkıntısı Avrupa’daki takımlarla nasıl görüşecekleri. Benim, “Bu çocuk yetenekli” dediğimde bunu dikkate alacak onlarca takım var. Bunun dışında araç yapmak gibi bir niyetim yok. Pisti yapmamdaki amaç şuydu; Türkiye’de gençlerin yetişeceği bir alan yok. Benim bir çok arkadaşım motosikletleriyle ya da arabalarıyla caddede kaza yaparak hayatını kaybetti. Benim de antrenman yapmak için gidebileceğim bir alan yoktu. İstanbul Pist var ama burada küçük motorla antrenman yapamazsınız. 12-13 yaşındaki bir çocuğu büyük motora da bindiremezsiniz. Burada kendilerini yetiştirsinler, sonra isterlerse hem Avrupa’ya hem dünyaya açılabilirler. Başbakanımızın da, Spor bakanı Suat Kılıç’ın da isteği buydu. Kazandığım tecrübeyi aktarabileceğim bir ortam oluşturmamı istediler.

-Kutu-
“Kendi Çocuğumun Bile Peşinde Koşmam”
Eğer bir gün aklıyla, fiziğiyle, yeteneğiyle dört dörtlük birini bulursam onu Avrupa’ya götürebilirim, peşinden koşabilirim gerçekten inanırsam. Yoksa kendi çocuğum bile olsa peşinden gitmem. Babam benimle bir yıl geldi Avrupa’ya. Sonra kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim. Türkiye’de bakış açısı böyle değil. İnsanlar çocuklarının yanından bir dakika ayrılmak istemiyorlar. Tabii ki çocuğunuzun arkasında duracaksınız ama her zaman onun yanında olarak ona iyilik yapmış olmazsınız. “ Ben bunu beceremezsem nasılsa babam beni alır götürür” düşüncesi olmaması lazım kafasında. Babam beni bırakıp gittiğinde başarmaktan başka şansım olmadığını biliyordum. Böyle böyle Kenan Sofuoğlu bir marka oldu.

Ara Spot:
“Sakarya’yı çok seviyorum. Çok küçük yaşta ayrıldım buradan. Arkadaşlarım burada oyun oynarken ben Avrupa’da yalnız yaşıyordum. O yüzden aklım hep Sakarya’da kaldı.”
Türkiye’de motor sporlarına büyük bir ilgi olmamasının nedeni tehlikeli bulunması mı sizce?
Sebeplerinden biri de bu ama başka şeyler de var. Motosiklet pahalı bir spor. Hem tehlikeli hem de pahalı olunca aileler çocuklarını bu alana yönlendiremiyorlar. Çok da bilinmiyor motor sporları Türkiye’de. Benle birlikte duyulmaya başladı. Benim adımı duyuran da motor sporları oldu tabii ki. Son dört-beş yıldır değişiklikler var ama. Bundan iki ay önce eleme yaptığımızda 10 çocuk alacağız demiştik. İlgi o kadar büyük oldu ki kontenjanı 20’ye çıkarmak zorunda kaldık. Şu an Türkiye şampiyonasında yarışan yarışçı sayısı 200. Ben başladığımda 4’tü; Sofuoğlu kardeşler ve Levent Celasun… Son yıllarda ilgi çok arttı. Yetenekli çocuklar da var ama ne kadar ileri gidebilirler bilemem.
Ara Spot:
Eskiden motosiklete züppe işi  olarak bakılırdı. Deri ceket giyen, küpeli, alkolik tipler vardı insanların zihninde. Ben dindar bir aileden geliyorum. Bizimle birlikte bu kalıp biraz olsun yıkıldı.
-Kutu-
“Eskisi Kadar Aşık Değilim”
Benim hayalim hep yarışmaktı; ağabeylerimle yarışmak… O olduktan sonra Avrupa ve dünya şampiyonalarıydı. Hepsini yaşadım. O günlerdeki kadar aşık değilim bu işe. İşimi seviyorum, yarışmadan yapamam. Sakat olmasam yağmur çamur dinlemeden antrenman yapardım şimdi. Motordan başka hobim yok benim.

Arabayla yarışmayı denediniz mi ya da düşündünüz mü?
Düşündüm. Burada go kart arabalarım da var benim.  Volkan Işık geçenlerde bir yarışında misafir olarak yarışmamı istedi. Kendi şampiyonasıydı ve bazen misafir olarak başkaları katılabiliyordu, ben de katıldım. Katıldığım yarışı rahat bir şekilde kazandım. Karting şampiyonasıyla görüştüm. Büyük bir ihtimalle birkaç  şampiyonaya katılacağım. Sonuçta pistte ideal bir çizgi vardır, onun dışına çıkamazsınız. Araba da olsa motor da olsa bellidir o çizgiler. O yüzden eminim ki araba yarışlarında da çok rahat kazanabilirim.
Dünyada ismini marka haline getirmiş bir çok sporcu var. Bu sporcuların adına çeşitli tasarımlar ve ürünler geliştiriliyor. Sizin adınız böyle bir şeyin altında bulunacak mı?
Esasında böyle teklifler var. Birkaç tane menajerim vardı benim. Özellikle Hollandalı menajerim bu tür projeler için çok koşturuyordu. 2011 sezonunda çok yoruldum ben; menajerlerden de, telefonlardan da plan projelerden de… Şimdi internet sitesi dahil hiçbir şey istemiyorum. Yapılan işleri de durdurdum. Eskiden üniversitelere davet edilirdim. Gider konuşma yapardım. Onları da yapmıyorum. Hem yarışlarda koşturmak hem de Türkiye’ye gelip bu tür şeylerle uğraşmak çok yorucu. Bu tür şeyler yaptığınızda ciddi paralar kazanıyorsunuz. Siz kazandığınızda menajeriniz de kazanıyor haliyle. Beni çok yordukları için onlarla da yollarımı ayırdım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *