Search for content, post, videos

Bir arzu nesnesi; Harley Davidson…

Ruhu ve kişiliği olan bir marka Harley Davidson. Peki dünyadaki en mükemmel motora mı sahip? Kimine göre evet, kimine göre hayır… Ama şu bir gerçek ki dünyanın gelmiş geçmiş en karizmatik motor markası. “Sesi yeter insanın içini eritmeye!” diyen de var, “İnsana evini sattırır.” diyen de. Bir klasik, bir kültür o. Bir arzu nesnesi… Peki ama neden?

Özgürlük, serüven, güç ve farklılık… İşte Harley Davidson’ın sembolize ettiği şeylerden birkaçı. O bir efsane, bir yaşam biçimi. Ne de olsa Jimi Hendrix ve Elvis’in seçimi. Onun motorunun sesini duyan müptelası oluyor. Bir kez sahip olan asla vazgeçemiyor. Bir kere deneyen herkesin hayallerini süslüyor.

“Hiç rahat değil ama herkesin hayali. Bir motordan öte tutku, kült…” diyen mi ararsınız, yoksa “Sesini duyduğumda bacaklarımın titremesine sebep olan, içinde ayrı bir kültür barındıran efsane motorsiklet!” diyen mi! Zaten Harley Davidson kullanıcıları motosikletleri ikiye ayırıyor: Harley Davidson’lar ve diğerleri…

Dünyada dövmesi yapılan ilk motor markası…

1903 yılında Amerika’da doğan Harley Davidson, bugün bir kültürü, yaşam tarzını temsil ediyor. Harley Davidson, sahiplerinin kişiliklerini anlatabiliyor insana. Bu güce sahip. Dünyada dövmesi yapılan ilk motor markası. “Bırakın görüntüsünü, gücünü, ağırlığını; sadece sesi yeter.” dedirtecek tuhaf bir auraya, ruha sahip. Kült olmanın sözlük karşılığı adeta. Resmi “Harley’ciler” oluşumu olan Harley Owner’s Group‘un (HOG) İstanbul ayağı olan HOG Bosphorus’un web sitesinde aynen şu yazıyor: “Bir Harley Davidson sahibi olmak sadece bir motosiklet sahibi olmak anlamına gelmemektedir; aynı zamanda tüm dünyaya yayılmış 1.250.000 kişilik bir aileye sahip olmak demektir.”

“Harley Davidson kültünü yaratan; markanın sunduğu maddi kullanım malzemeleri değil, insanın ruhuna dokunması…”
Peki nedir bu Harley Davidson kültünü yaratan? “How Brands Become Icons: The Principles of Cultural Branding – İkon Markalar: Marka Kültürünün İlkeleri” kitabının yazarı Douglas B. Holt, kitabına tabii ki Harley Davidson markasını da konuk etmiş.
Holt, Harley Davidson markasının asi kişiliğini bu ikonik konuma örnek gösteriyor. Holt’a göre Harley Davidson kültünü yaratan, markanın tüketiciye sunduğu maddi kullanım malzemeleri değil, sunduğu marka değerinin tüketicinin sosyolojik yapısına uygunluğu ve psikolojik yapısına yönelik duygusal etkisi. Çünkü Harley Davidson markası, insanların çok temel bir ihtiyacı olan bağımsızlık duygusunu tatmin ediyor. Her motosiklet sürme deneyimi, zihindeki baskı/özgürlük çatışmasını rahatlatacak bir çözüm olmayabilir. Ama Harley Davidson markasının ilettiği mesajlarla yarattığı “özgürlük” efsanesi kullanıcıyı motosiklet ve aksesuarların ötesinde bir dünyaya götürebiliyor. Çünkü müşteri bu markayı satın alarak, zihinsel deşarj sağlayan kültürel bir kalıbı (özgürlüğü) da bir kapsül gibi satın alıyor ve bu anlam dünyasında yaşamaktan tatmin oluyor. Markalar, sağladıkları psikolojik faydalarla tüketiciler tarafından derinlemesine hissedilir. Bu durum markalar için hem sağlam bir statü (kült veya ikon) hem de başka türlü elde edilemeyecek bir çekim gücü yaratır.

(Kaynak: http://markapsikanalizi.blogspot.com/)

O sesi duymazsak…

Böyle büyük bir tutkunun karşısında karşıt görüş de oluyor haliyle: Anti-Harley’ciler. Klasikleşmiş havayı bozmamak için geride kaldığını ileri sürerek, Harley Davidson’ların (HD) karbüratörlü olmasını eleştirenlere cevap olarak HD, 2006 yılının sonunda karbüratörlü motor üretiminden enjeksiyonlu sisteme geçti. Bu, her ne kadar yakıt sarfiyatı adına sevindirici bir haber olsa da, tecrübeli kullanıcılar tarafından pek kabul görmemiş. Bunun sebebi olarak da efsanevi Harley ‘homurdanması’nın yerini yeni modellerde daha cılız ve sıradan bir sesin alması gösterilmiş.

Fakat günümüz teknolojik sistemlerini düşündüğümüz zaman enjeksiyonun da önemli bir yeri var tabii. Bu sistemin motosikletlerin daha kolay çalışması, ısıtmaya gerek duymadan hareket edebilmesi, yakıt ve performans sistemlerinde olumlu değişiklikler sağlaması sebebiyle kullanıldığını da unutmayalım. Ama HD yetkililerine göre Harley’e özgü o ses, karbüratörlü ya da enjeksiyonlu modellerde de kendini her zaman ayırt ettiriyor. Bu da Harley motosikletlerin bir ruh barındırdığının bir kanıtı sayılıyor hatta.
“HD’ler kesinlikle rahat motorlar değil. Ama verdiği mutluluk paha biçilemez!”

2010 senesinden başlayarak Harley-Davidson motosiklet modellerinde motor hacimleri her geçen sene artırılarak büyütülüyor. Şu anda tüm yeni Harley Davidson modellerinin 103 cI olduğunu düşünürsek bu motosikletlerin nasıl bir güce sahip olduğunu hesaplayabilirsiniz. Harley Davidson motosikletler hız olarak kısıtlama yapılmış bir sisteme sahip, evet. Ayrıca ortak görüş şu ki Harley Davidson’lar kesinlikle rahat motorlar değil. Ama verdiği mutluluk paha biçilemez. Çünkü bu motosikletler daha çok keyif amaçlı motosikletler. İnternetteki kullanıcılardan birinin yorumu ise aynen şöyle: “Kontağı her çevirdiğinizde tüm bedeninizi ürpertecek güzellikte bir sese ve de uzun bir yolculuktan sonra yıkayıp karşısına geçtiğinizde seyrine doyum olmaz bir tabloya dönüşür.”
Anlaşılan o ki Wiliam S. Harley ve Arthur Davidson kardeşlerin 1903 yılında ilk Harley Davidson motosikleti üretmesiyle başlayan ve bir yaşam tarzı haline gelen Harley Davidson, geçmişin olduğu kadar geleceğin de efsanesi…

Türkiye’de 2500 adet HD var

Motosiklet pazarı Türkiye’de her geçen gün daha da büyüyor. Bunun sebebi motosikletlerin yakıt konusunda daha hesaplı olması mı yoksa modern yaşam içinde sıkışan insan psikolojisi mi bilinmez.
İnternetteki kaynaklara göre Türkiye’de 1998 yılından bugüne kadar kayıtlı satılan 2402 Harley Davidson motosiklet var. Kayıt dışı 100’e yakın motor satıldığı düşünülüyor. Yani Türkiye genelinde ortalama 2500 HD var.
KUTU 2 (belki istersiniz diye just in case koydum bunu)
Harley Davidson karizması 1960’larda başlamış…

İlk yıllarda nakliye aracı olarak kullanılan Harley’ler Birinci Dünya Savaşı sırasında keşfedilmiş. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı’nda üretilen her 10 Harley’den 9’u orduya temin edilmiş ve savaşın en önemli araçları arasında yerini almış. 1950’li yılların ilk yarısında Harley Davidson motorları Hollywood’un da dikkatini çekmiş. 1960’lı yıllarda çekilen “Easy Rider” filmi Harley’lere olan ilgiyi daha da artırmış. Otobüslerin, hatta canlı köpekbalıklarının üzerinden atlamasıyla ünlenen motosikletçi Evel Kneivel tüm gösterilerinde Harley Davidson kullanmış ve markanın karizması o zamanlarda başlamış. Günümüzde ise Sturgis Kasabası ve çevresi Harley tutkunları için adeta kutsal topraklar. Her yıl Ağustos ayında düzenlenen Harley Festivali için bölgeye binlerce motorcu geliyor.

Harley Davidson motorlar tuhaf bir auraya, ruha sahip. Kült olmanın sözlük karşılığı adeta…
“İkon Markalar: Marka Kültürünün İlkeleri” kitabının yazarı Douglas B. Holt’a göre Harley Davidson kültünü yaratan, markanın tüketiciye sunduğu maddi kullanım malzemeleri değil, sunduğu marka değerinin tüketicinin sosyolojik yapısına uygunluğu ve psikolojik yapısına yönelik duygusal etkisi.

HD, 2006 sonunda karbüratörlü motor üretiminden enjeksiyonlu sisteme geçti. Bu, her ne kadar yakıt sarfiyatı adına sevindirici bir haber olsa da, tecrübeli kullanıcılar tarafından pek kabul görmemiş. Sebep de efsanevi Harley ‘homurdanması’nın yerini yeni modellerde daha cılız ve sıradan bir ses alması…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *