Search for content, post, videos

Gücün Yolculuğu, Bmw

İnsanoğlu olarak durağan varlıklar değiliz. Hani bir yere yerleşip de kök salma arzusu yok değil ama yayılma arzusu da bir o kadar güçlü bunun yanında. İlerlemek, hakim olmak ve bilinmeyeni bilinir kılmak… Uzun mesafeleri kat etmeyi gerektiren bu zorlu yolculukta insanın hep bir yoldaşa ihtiyacı olmuştur; uzağı yakın, zoru zevkli hale getirmek için. Modern dünyanın savaşçıları günümüzde otomobillerine tutkuyla bağlılar. Ve bazıları içinse bu tutkunun adı BMW… Gücü, hazzı ve mükemmeliyeti simgeleyen marka, Mini ve Rolls-Royce ile beraber otomobil, motosiklet ve motor imalatı yapan büyük bir grubu temsil ediyor.

Bayerische Motorenwerke 1929 yılında Berlin’de gerçekleşen 3/15 modelinin tanıtımıyla oto­mobil piyasasına girmiş olsa da, markanın geçmişi bundan biraz daha öncesine dayanıyor. BMW ya da ilk adıyla Bayerische Flugzeugwerke uçak mühendisleri Karl Rapp ve Gustav Otto ta­rafından bir uçak ve uçak motoru fabrika­sı olarak 1916’da kuruldu. 1. Dünya Savaşı sonrasından yapılan Versailles Antlaşması uyarınca Almanya’da uçak yapımı yasak­lanınca, firma bunun üzerine 1923 yılında motosiklet motoru ve devamında moto­siklet yapımına başladı. Yaptıkları moto­sikletler (flat-twin R32) o kadar başarılı oldu ki, BMW otomobil piyasasına girmeye karar verdi ve bu karara istinaden 1 Ekim 1928 yılında Dusseldorf Grubu’ndan Dixi marka arabaların üretimini gerçekleşti­ren Eisenach’taki fabrikaların alınması ile operasyona başladı.

Aynı yıl şirket, ilk arabasını üretti: BMW Dixi 3/15… 734 cc’lik 4 silindirli arabanın motoru, 15 beygir gücündeydi ve şehir içinde 80km/sa hıza kadar çıkabiliyordu. İlk yılında araba 5368 adet sattı. Fiya­tı 2000 Reichsmark’tı ve istenirse ödeme taksitler halinde yapılabiliyordu.

1930’lu yılların başına gelindiğinde piyasa koşullarının değişmesiyle BMW’nin satış­larında düşüş yaşandı: Hitler’in toplu araba üretimine yönelik politikasını izleyen rakip şirketler, 1000 Reichsmark’a otomobil sa­tıyorlardı. BMW ise az sayıda fakat üst dü­zey müşterilere yönelik arabalar üreterek kar payını yükseltmek hedefindeydi. 1933 yılında üretilen 303 modeli, biraz da bu he­defin   bir sonucudur: 1173cc’lik 6 silindirli motoru ve ilk defa bu modelde kullanılan özgün böbrek şekilli radyatör ızgarası ile BMW günümüze göz kırpıyordu.

Aynı dönemde meydana gelen bir başka öne çıkan gelişme de BMW 328 modelinin piyasaya sürülmesidir. 1999’da Yüzyılın Arabası ödülüne aday gösterilen otomobil, art arda kazandığı yarışlarla araba yarışı tarihinde bir efsane haline gelmişti, 2lt’lik motor sınıfında rakipsizdi. 1938 ile 1940 Mille Miglia, 1939 Le Mans, Nurburgring Eifel ve Brescia 1000 mil, 328’in kazandığı bazı yarışlar arasındadır.

2. Dünya Savaşı’nın patlak ver­m e s i y l e 1940’ların başların­da BMW üretim politi­kasını d e ­ğiştir­m e k zorunda kaldı. Sa­vaş dönemin­de toplu araba üretimini durdurup, daha çok uçak motoru üreti­mine ağırlık verdi. 1943 yılında ürettiği 109- 003 jet motoru, dünyada seri olarak imal edilen ilk jet motorlarından biriydi. Buna rağmen savaşın sonuçları, tüm dünya için olduğu gibi BMW için de çok ağır oldu: Ei­senach, Dürrerhof, Basdorf ve Zühlsdorf ‘taki işyerleri kaybedilmiş, Münih’teki fab­rika ise boşaltılmıştı. Firmanın, uçak ve jet motoru imalatçısı olması nedeniyle savaş sonrası 3 yıl boyunca üretim yapması ya­saklandı. 1945 yılı biterken, BMW’nin 20 Milyon Mark borcu vardı; şirket Amerikan askeri otomobillerini tamir edip zirai araç­lar için yedek parçalar üreterek hayatta kalmaya çalışıyordu. O dönem imal edilen diğer ürünler arasında bisiklet, tava, tence­re ve b a h ç ı v a n kürekleri bulun­maktadır. 1948 yılında, BMW 501’in piyasaya sürülmesiyle firma oto­mobil sektörüne geri döndü.

Ancak eski parlak çizgisini yakalaması ko­lay

olmadı. 1959 yılında, geçirdiği büyük bir finansal kriz sebebiyle şirketin Daimler- Benz ile birleşmesi gündeme geldi. Son dakikada dönemin yönetim kurulu başkanı Kurt Golda’un, çoğunluk hisse sahibi olan Herbert Quandt’ı razı etmesiyle, satıştan vazgeçildi ve BMW yoluna devam etti. Bu dönemin devamında satışa sunulan BMW 700, BMW 1500 ve BMW 2500 gibi modeller markanın toparlanmasında büyük rol oynadıy­sa  da, asıl yükseliş dönemi 1970 yılında, efsanevi CEO Eberhard von Kuenheim’in göreve atanmasıyla başladı. Kuenheim’ın liderliğinde şirket “küçük, odaksız bir oto­mobil ve motosiklet üreticisinden, dünya çapında bir lüks ikonuna” dönüştü. 1993 yılında görevden çekildiğinde 1970’lerde 23.000 olan çalışan sayısı 71.000’e ulaş­mış; şirketin cirosu 18 misline çıkarken, araba üretimi de 4 kat artmıştı.

1990’lı yıllar aynı zamanda BMW için büyük çaplı şirket alımlarının ve ortaklıklarının da dönemi oldu. Bu çerçevede firmanın ilk icraatı Rolls-Royce’un havacılık birimiyle kurduğu ortaklıktı. İlerleyen yıllarda, Ro­ver Grubu’nu alıp Mini ile -2000 yılında bir başka otomobil üreticisine sattığı- Rover ve Range Rover markalarını da bünyesine katarak bugünkü şirket yapısına ulaştı.

Bu güçlü firmanın arkasında son derece oturmuş bir marka kimliği var aynı za­manda. Her ne kadar bir malın satılma­sında; ürünün kalitesi son derece önemli olsa da, o ürünün çağrıştırdığı duygular ve ona yüklenen kimlik de eş değer derecede belirleyicidir. Dünyanın en ünlü sembolle­rinden biri olan BMW logosunu gördüğü­nüzde düşünürsünüz: Bu otomobil en iyi tasarımı, teknolojiyi ve mühendisliği su­nacaktır. Bir BMW asla sıkıcı değildir, tam tersine sürüş keyfini en üst düzeye çıkar­mak için tasarlanmıştır.

Aslında maddenin değil de, onun yarattığı heyecanın peşinden koşarız. Önemli olan gidilecek yere varmak değildir çoğu kez, yolculuğunun kendisidir. O yüzden değil midir ki bir BMW satın aldığınızda, sadece bir araba satın almazsınız; onun getirdiği güç ve deneyimi satın alırsınız. Reklamda da dediği gibi: “Biz spor arabalar üretme­yiz. Biz S.U.V.’ler üretmeyiz. Biz hibritler ve lüks sedanlar üretmeyiz. Biz sadece tek bir şeyi üretiriz: Nihai sürüş makinasını” BMW LOGOSU

BMW’nin logosu bugün dünyada bilinirliği en yüksek olan logolardan biri… Sembo­lü gören hemen herkes hangi markaya ait olduğunu ve hangi değerleri temsil ettiği­ni biliyor. Simge 5 Ekim 1917’de BMW’nin İmparatorluk Ticari Marka Sicili’ ne kay­dedilmesiyle resmi olarak kulla­nıma girdi. Bununla birlikte o günlerden bugüne logonun dizaynının ne anlama geldiği konusunda fikir birliği mev­cut değil. Görüşlerden biri, tasarımda dönen uçak perva­nesinden ilham alındığını savu­nurken, diğer görüş eyalet bayra­ğından esinlenildiğini iddia ediyor.

İlk düşünceye göre logo, uçak pervane­sinin beyaz-gümüş renkli bıçakları ile bu bıçaklar arasından görünen mavi gökyü­zünü temsil etmekte. Buradan hareketle sembol dizaynının bir motor testi esna­sından ortaya çıktığı da ayrıca söyleniyor. Yine de bu teori pek gerçekçi değil; zira BMW ilk uçak motoru testini 1918’de, yani logonun tasdiklenmesinden tam 1 yıl son­ra yapmıştı.

İkinci görüş ise logonun Bavarya bayrağı­nın renkleri temel alınarak tasarlandığını öne sürüyor. Bu iddiaya göre o yıllarda kanunen ülke bayrağının sim­ge olarak kullanılması yasak olduğundan, küçük bir de­ğişiklikler yaparak BMW kendisi için uyarlamış.

Hangi anlama geliyor olur­sa olsun, BMW logosu her zaman markayı destekleyen en önemli değerlerden biri oldu. Yıllar içinde ürün tasarımcılarının ve pazarlama çalışanlarının inisiyatifiyle üze­rinde küçük değişiklikler yapılmış olsa da, dizayn günümüze pek de değişmeden gel­meyi başarmıştır. Logonun şu anda kulla­nılan versiyonu, 1997 yılında dizayn edilen üç boyutlu tasarımdır.

 BMW modellerinden seçmeler

 2000 tii

1972 ile 1974 arasında üretilen bu seri; kompakt spor sedan kategorisini yaratan ve BMW tarihinde oldukça önemli bir yeri olan 2002 ailesinin sınırlı sayı­da imal edilmiş yüksek performanslı alt grubu… 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hala ekonomik sorunlarla boğuşan şirketin, topar­lanmasında 1966 yılında piyasa­ya sürülen BMW 2002’nin çok büyük katkıları olmuş­tu. Selefinden geniş te­kerlekleri ve değişik ön freni ile ayrılan 2002 tii ise sürüş keyfini bir üst noktaya taşıdı. Standart 2002’lere göre daha üs­tün bir donanıma sahip olan bu modeller, 130 beygir gücündeki motor­larıyla saatte 190km/sa hıza kadar çıkabiliyordu.

M Serisi

M, markanın bir yan kuruluşu olan BMW M GmbH’in ürettiği yüksek perfor­manslı spor otomobil ailesi… Firma V8 ve V10 gibi en güçlü motorlarını, pek çok BMW modelinin modifiye edilmiş sürümlerini bul­manın mümkün olduğu bu seri için üretiyor. 2012 İlkbaharı itibariyle standart modeller­le, M Serisi arabaları arasında konumlandı­rılan yeni bir alt grup aileye katılacak. BMW M Performans Otomobilleri ismiyle tanıtılan bu yeni seri, markanın resmi açıklamasına göre, “özellikle sportif bir sürüş deneyimi arzu eden ancak bir yandan da BMW mo­dellerinin bilindik konforundan ve kullanış­lılığından vazgeçmek istemeyen sürücüler için” tasarlanmış.

7 Serisi

BMW’nin amiral gemisi olarak değer­lendirilen bu seri, ilk kez 1977 yılında lüks arabalar kategorisinde piyasaya sü­rüldü. Marka, yeni teknolojik donanımları ve dış tasarım unsurlarını önce bu otomo­billerde kullanmakta, daha sonra ise diğer modellerde uygulamaya geçmektedir. Aynı zamanda, M Serisi arabalara uyarlanmak üzere modifiye edilmeyen tek BMW serisi de 7 ailesi… Şimdiye kadar beş farklı jene­rasyonu üretilen araç; gece görüş ve yandan görünüm kameraları ve üstün konfor sağ­layan iç kabini ile her ayrıntıda lüksü vur­gularken, bu nitelikleriyle varlıklı otomobil alıcılarının gözdesi olmaya devam ediyor.

6 Serisi

BMW 6, ağırlıklı olarak markanın lüks coupé modellerinden olu­şuyor. İlk olarak, 1976 yılında E24’le piyasaya sürülen serinin imalatına, 1989 yılından itibaren tam 14 yıl sü­ren uzun bir ara verildi. 2003 yılında ikinci jenerasyon coupé ve conver­tible modelleri ile BMW tutkunlarıy­la yeniden buluşan 6 ailesinin, 2011 yılında üretilen üçüncü bir sürümü de bulunuyor. İletilen notlara göre, bu yeni sürümde, öncekilerden fark­lı olarak çok katmanlı kumaş tavan tercih edilmesiyle, otomobiller­de 50kg’a yakın bir hafifleme elde edilmiş. Seri, 2012 Cenevre Motor Show’da tanıtılan gran coupé’la bir­likte son şeklini almış durumda…

8 Serisi

İlk olarak 1989 yılında Frankfurt Motor Show’da tanıtılan 8 ailesi; iki kapılı 2+2 coupé model arabalardan oluşmakta… V8, V12 gibi güçlü motorlarının kullanıldığı se­rinin, her ne kadar o dönemde üretimine ara verilen BMW 6’nın halefi olarak piya­saya çıkarıldığı düşünülse de bu varsayım pek de doğru değildir. Farklı bir segmen­ti hedefleyen BMW 8 otomobilleri, yüksek performans için tasarlanmışlardı ve satış fiyatları da 6 Serisi’nden daha yüksekti. Körfez Savaşı’nın yarattığı ekonomik dur­gunluk yüzünden önce 1990 yılında Ameri­ka, 1999’da ise Avrupa pazarından çekilen model, günümüzde üretilmemektedir.

Z Serisi

Geleneksel olarak roadster otomobil­lerden oluşan bu serinin, piyasadaki yerini aldığı 1989 yılından bu yana imal edilen dört farklı jenerasyonunda roads­ter, coupé, süper araba ve konsept araba olmak üzere pek çok farklı model bulu­nuyor. Z1 ve Z3 alt başlıkları altında farklı otomobillerin sunulduğu Z ailesi, şu anda yoluna Z4 ile devam etmekte. 2009’dan beri piyasada olan yeni nesil Z4, katlanabilen açılır tavanı ile serinin coupé-convertible kategorisindeki modellerinden…

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *