Search for content, post, videos

Tüm Zamanların En Çok Arzulanan Otomobili: Ferrari 250 GTO

Bir otomobil tutkununa, otomobil dünyasının en büyük ismi sorun, çoğunun cevabı “Ferrari” olacaktır. İş hızlı, heyecan verici ve tutkulu otomobil üretimine gelince, başka hiçbir firma Ferrari ismine yaklaşamaz. Peki,  Ferrari’nin en önemli modeli hangisidir? Bu soruya İtalyan devinin çoğu hayranı, “GTO” diye cevap verecektir. Stil, hız ve heyecanı tanımlayan GTO, süper otomobil dünyasının doruk n

oktasıdır.

 

Bahsettiğimiz, muhtemelen, üretilmiş en iyi yol ve parkur otomobili. Seksi tasarımını, şampiyonluk kazanmasını sağlayan mühendislik dehasıyla birleştiren bir klasik. Yalnızca 39 tane var ve her biri kendi hikayesine sahip. Ferrari 250 GTO, dünya üzerindeki  en çok arzulanan ve en değerli otomobil. Birçok otomobil uzmanı, Ferrari GTO’yu, tüm zamanların en muhteşem otomobili olarak görüyor. Modern süper-otomobiller performans açısından GTO’yu geride bıraksa da, hiçbiri ne form ne de fonksiyon yönünden daha  başarılı olamadılar. Altın çağındayken GTO, Dünya Spor Otomobil Şampiyonası’nın hakimi oldu ve hâlâ bir Ferrari şasesini onurlandıran en güzel otomobil olmaya devam ediyor.

Ferrari GTO, hem şehir trafiği hem de yarış parkuru için tasarlanan, çift amaçlı bir otomobil. Muhteşem tasarımı sayesinde, yarış pistinde yarışabilir ve sonrasında eve sürebilir. Gerçek şudur ki, bir arabayı yarış parkurunda başarıya götüren karakteristikler bir  binek otomobil için uygun değildir ve bir binek otomobilin iyi olmasını sağlayan şey onu yarış alanında yarışma dışı bırakacaktır. Ancak, 1960’ların başlarında teknoloji, her iki alanda da başarılı olmayı mümkün kılacak nitelikteydi.

Şaşırtıcı bir şekilde, Ferrari 250 GTO’nun varlığını, İngiltere’nin Jaguar’ına borçlu olduğu söylenebilir. 1961 Martında Ferrari satış müdürü Girolamo Gardini Cenevre Otomobil Fuarı’nda (Geneva Motor Show) Jaguar E-type’ın tanıtımını izlemiş ve Modena’ya büyük bir karamsarlıkla dönmüştür. Ferrari mühendisi Giotto Bizzarini, Gardini’nin karamsarlığına tanık olan isimlerden.  Bizzarini’nin aktardığına göre, Gardini fabrikaya gelir gelmez herkese ‘Bizi yeni GT’leri ile yenecekler’ diyerek yakınmaya başlamıştı.

 

 

Gardini, Ferrari’yi aciliyet konusunda ikna edince, Enzo Ferrari büyük bir proje başlatılmasına karar verir. Bizzarini, projenin başına getirilir ve tam bir gizlilik içerisinde hareket edilerek, normal Ferrari çalışanları dışından birkaç işçi ve teknisyen itinayla seçilir.

Bizzarini’nin başlangıç noktası, gelişmesine yardım ettiği Ferrari 250 GT SWB idi. Aerodinamik tutkusu ve uygun ağırlık dağılımı, motor bloğunun ön şaftın arkasına taşımasına neden oldu. Bu, onun daha alçak, daha aerodinamik bir kaput hattı yaratmasına izin verirken daha iyi yol tutuşu için ağırlık dengesini geliştirdi. Oldukça dik meyilli yeni bir ön cam ve elle biçimlendirilmiş yatık arka kaporta silueti tamamladı. Bizzarini ve Scaglietti’nin çıkardığı iş, hayranlık uyadırıcıydı. Yeni konsept, çoğu Ferrari’nin aksine, belirli bir kişi veya tasarım şirketi tarafından tasarlanmamıştı. İlk GTO 1962’de tamamlandı, kurum içinde tasarlanmış bir gövde daha sonra Scaglietti tarafından değiştirildi. 1963’te GTO’yu geliştirmek için yeni adımlar atıldı. Bu adımlar, yepyeni bir Pininfarina-tasarımı gövdeyi içermekteydi. Ferrari 250 GTO, halkın önüne ilk kez 1962’de Sebring’deki 12 Hours’da çıktı.

3 litrelik motor, Gioacchino Colombo’nun bir çeşit kısa blok tasarlanmış V12’sidir. O zamandan beri sürekli geliştirilmiş olan bu motor, pek çok yarış ve binek otomobilinde kullanılmıştır. Motor, önde tek bir düz yay ve arkada hareket dingilli süspansiyon çatallarıyla askıya alınmış basit, ancak güçlü çelik boru şeklinde bir merdiven gövdeye oturtulmuştur. Tüm 250 GTO motorları dinamometre ile denenmiş ve 7500 rpm civarında doruğa ulaşan, 290 ile 300’ün biraz üzerindeki aralıkta beygir gücü elde edebildiği görülmüştür.  Beş vitesli şanzıman, o dönem için, gerçekten devrim niteliğinde değilse bile ileri atılan bir adımdı; böylece vites değiştirme modelini tanımlayan metal valf, şimdiki modellerde hala korunan bir geleneğe dönüştü. Vites kutusu GTO’ya özeldi. Beşincisi doğrudan tahrikti. Diferansiyel kutusu, sınırlandırılmış ZF kızak birimiydi. Tüm ileri vitesler senkromeçti.

 

Ferrari GTO’ların hepsinde, yarış arabası yazgılarına uygun olarak, iç kısımlar minimaldir. GTO’ların çoğunun içine açık altın rengi boya püskürtülmüştür. İçerideki kilit sistemi basit bir kablo mekanizması aracılığıyla kullanılır ve kayan Perspex (sert plastik) pencere sisteminin ağırlığı azaltmıştır.

250 GTO alışılmadık derecede yüksek kapasiteye sahip bir yarış arabasıydı. Piyasaya ilk sürüldüğü  zamanlarda büyük ihtimalle, herhangi bir yarış parkurundaki en hızlı otomobildi. Tüm GTO’ların modern yarış geçmişleri var ve herbiri, kendi inanılmaz kariyerleriyle inanılmaz bir maziye sahip. Bir Ferrari geleneği olarak bu, sıradan sürücülerin mükemmel görünmelerini sağlamış ve iyi sürücülere geçilmezlik avantajı sundu. Le Mans’ta, sınıfında podyumu domine etmek de dahil olmak üzere, dünya şampiyonasının her bir ayağında kendi sınıfında kazanmaya devam etti. Ferrari, en yüksek skor olan 45 puanla sezon şampiyonluğunu kazandı. GTO, Dünya Üreticiler Şampiyonası’nda, 62, 63 ve 64 yıllarında, üç yıl arka arkaya şampiyon olan ilk ve tek otomobildir.

250 GTO belki de böyle bir seviyede rekabete giren, mazisi inanılmaz yarış başarılarıyla dolu olan ve halen sıradan bir binek otomobil gibi görünelen son otomobil. 250 GTO ‘dan sonra hiçbir yarış otomobiline aynı gözle bakılmadı. 250 GTO, böyle bir seviyede yarışabilen son önden motorlu otomobillerden biriydi.

250 GTO’nun fiyatı 1991 civarlarında tavan yaptı; ayrıntılar gizlense de, 250 GTO’nun o zamanlarda özel satışlar vasıtasıyla 15 milyon dolar civarında bir fiyata el değiştirdiği bilinen bir gerçek. 2012 yılına gelindiğinde, 250 GTO artık kırılması zor bir rekoru elinde bulunduruyor. “Sör” unvanlı İngiliz Formula 1 efsanesi Stirling Moss için üretilen 1962 model Ferrari 250 GTO rekor fiyata, 35 milyon dolara satıldı.

Sadece 39 adet üretilen, zorlu yarış kariyerleri nedeniyle dünya üzerinde 36 tane kalan bu efsane otomobil, her geçen gün daha çok arzulanmaya, değerine değer katmaya devam ediyor. O, tüm zamanların en muhteşem otomobili…

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *