Açı

Guguklu Saat Kasabasıyla Zamanda Yolculuk

Zamanın ne demek olduğunu bilmediğimiz yıllarda en büyük eğlencemizdi belki de guguklu saatler. Muhtemelen anneannemizin evinde ilk kez tanıştık onunla. Tek başına ne yapsam diye düşünürken, aklımız bizi onunla küçük oyunlar oynamaya götürdü. En güzeli akreple yelkovanın buluştuğu zamandı bizim için. Yuvasından çıkan guguk kuşunun sesiyle içimizde kelebekler uçuşmaya başlıyordu. Her saat başı hep o guguk kuşunu görelim, sesini duyup, mutlu olalım istiyorduk.

O yuvasından her çıktığında sevdiklerimizle kavuşacağımız zaman daha da azalmış oluyordu. Aslında ona bakarken ömrümüzden akıp giden dakikaları izlediğimiz aklımızın ucundan bile geçmiyordu o zamanlar.

O odada olmasak bile, sesini bize duyuruyordu her zaman. Sanki yanına çağırıyor gibi hissediyor, koşa koşa yanına gidiyorduk belki yuvasından çıkışını yakalarız diye. O ise görevini yapıyor olmanın ciddiyetiyle bizi umursamadan yuvasından çıkıp selamını veriyor ve çok uzun sürmeden aynı ifadeyle yuvasına geri dönüyordu.

O bizim çocukluk anılarımızın en tatlı yerinde hala duruyor. Bu guguk kuşunun bu kadar disiplinli olmasının sebebiniyse yıllar sonra öğreniyoruz. Günün 24 saati hiç şaşırmadan görevini yapan bu küçük çocukluk arkadaşımız bir Alman.

Üstelik Almanya’da bir köyün adı onunla birlikte anılıyor. Almanya’nın mistik Kara Orman bölgesinde yer alan 5 bin 400 kişilik bir kasaba Triberg, bilinen adıyla Guguklu Saat Kasabası.

Bu kasabada kendinizi adeta bir masaldaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Belki de öyle hissetmek istiyorsunuz. Zihniniz sizi çocukluğunuzda oynadığınız oyunlara sürüklüyor da olabilir. Aklınıza gelebilecek kadar çok guguklu saati bir arada görme şansı bulacağınız bu kasaba aynı zamanda doğal güzellikleri ve oksijeni bol havasıyla insanı büyülüyor.

Peki guguklu saat üretimi fikri nereden geliyor diye düşünmeden edemiyoruz. Ahşaptan üretilen bu saatlerin yapımının bölgenin ormanlık olmasıyla yakından ilgisi bulunuyor. Yüz yıldır bölgede yaşamını sürdüren ahşap oyma sanatçıları bölgenin mimarisinden etkilenerek minik kuş evleri tasarlıyor. Bu kuş evlerinde de küçük kuşlar yaşamaya başlıyor. Dönemin yaratıcı zekalarından biri, bu yuvaları göz önünde bulundurarak guguklu saati tasarlıyor. Ancak bu tasarımcının kim olduğu hala bilinmiyor. Saatlerin yapımına 1700’lü yılların ortalarından sonra başlandığı tahmin ediliyor.

Bundan yüz yıl önce Alman saatçiler, bir gezgin gibi sırtlarında saatleriyle köy köy geziyor ve saatlerini satıyordu. Bugünse durum çok farklı. Dünyaca ünlü olan bu guguklu saatler her ne kadar artık antika olma özelliği taşısa da Guguklu Saat Kasabası’nın ana caddesinde sıra sıra dizilen saatçi dükkanlarında meraklılarını bekliyor. 1000 Saat Evi isimli dükkanda küçük, büyük, renkli, renksiz, el oyması her türden guguklu saati bulabilmeniz mümkün. Ortalama saatlerin fiyatları 2000-3000 Euro arasında değişiyor. En ucuzu 300 Euro olan saatlerin, tasarımı özelleştikçe fiyatı da yükseliyor. En pahalı saat 15000 Euro değerinde raflarda yerini alıyor. Ancak daha düşük bütçeler için de uygun saatler bulunuyor. Tabi bu saatler el işçiliğinden uzak, hatta ‘ithal’ saatler olabiliyor.

Guguklu Saat Kasabası’nda saatin dışında hediyelik olarak satılan magnetler, örtüler, tabak-çanaklar, kupalar gibi klasik hatıra eşyaları da bulunuyor. Bunların en önemli ortak özelliğiyse hepsinde guguklu saat figürü olması. Bir de dikkatinizi çekecek olan ponponlu şapkalar var. Asıl adı Bollenhut olan bu şapkalar Kara Orman’da  kadınlar tarafından takılıyormuş ve şapkaların üzerinde yer alan ponponların renkleriyle kadınların medeni durumları anlaşılıyormuş Beyaz ponpon bekarları, siyah ponponsa evlileri temsil ediyormuş.

Çocukken, tıpkı televizyonda olduğu gibi, acaba guguklu saatin içinde ne var diye düşünmüşlüğümüz mutlaka vardır. İşte size bir fırsat. Guguklu Saat Kasabası’nda bulunan dev guguklu saatin içine girerek bu merakınızı giderebilirsiniz. 1990-1994 yıllarında turizm amaçlı yapılmış olan bu guguklu saat 15 metre yüksekliğinde, ağırlığı ise 6 ton. Normal bir guguklu saatin 60 katı büyüklüğünde inşa edilen bu dev guguklu saatin içinde bulunan kuşsa 150 kilogram ağırlığında.

Saatlerin ve mimarinin büyüsünden kafamızı biraz kaldırıp etrafa baktığımızda muhteşem bir tabiatla karşı karşıya kalıyoruz. Almanya’nın en yüksek şelaleleri olarak bilinen Triberg şelaleleri de kasabanın çok yakınında yer alıyor.  En yükseği 163 metre olan şelalede Gutach nehri bir kaç farklı noktadan dökülüyor. Muhteşem doğasıyla etkisi altına alan bu şelalenin sağlık sorunu olanlara da iyi geldiği söyleniyor. Havayı iyonize etme özelliği bulunan bu şelaleler ortama sürekli olarak negatif iyon sağlıyor. Bu negatif iyonlarınsa solunum rahatsızlıklarını iyileştirdiği belirtiliyor. Şelaleleri yılda yaklaşık olarak 500 bin kişinin ziyaret ettiği söyleniyor.

Guguklu Saat Kasabasına gelindiğinde yalnızca kasabanın güzelliğinden değil, aynı zamanda lezzetlerinden de başınız dönüyor. Dünyaca ünlü Kara Orman Pastası’nın ilk bu kasabada yapıldığı rivayet ediliyor. Krema, vişne ve üzeri çikolata parçacıklarıyla kaplı olan bu lezzetli pastadan tatmak içinse Cafe Schafer sizleri bekliyor. Kasabanın ana caddesinde bulunan 33 numarada müşterilerine hizmet sunan kafeye gidip bir ‘Schwarzwälder Kirschtorte’ isteyip bu eşsiz lezzeti damağınızla buluşturup, unutulmaz anılarınız arasına ekleyebilirsiniz. Eğer pastadan önce hafif bir açlık hissediyorsanız da bu kez adresiniz şelalenin girişinde bulunan Restoran Lilie olmalı. Geleneksel Alman mutfağının eşsiz lezzetlerini bulabileceğiniz bu restoranın dekorasyonunaysa bayılacaksınız.

Biraz yemek molası verdikten sonra bölgede gezilecek bir güzel alan daha keşfediyorsunuz. Burası Triberg kasabasının biraz daha ilerisine yer alıyor. Guguklu saatlere ilham kaynağı olan Kara Orman evlerinini yer aldığı “Kara Orman Evleri Açık Hava Müzesi” sizleri çağırıyor. Müzede evler, kilise, değirmen gibi yapılar bulunuyor. Bu evlerden yalnızca 2 tanesi 400 yıldır burada bulunuyor. Diğer yapılarınsa orijinal yerlerinden çıkartılarak buraya getirildiği belirtiliyor. Evlerin yapıları genellikle çok büyük. Evlerin çatıları dik ve sazlıklardan yapılmış. Pencereler çok küçük olduğu için evlerin iç kısımları biraz karanlık. Dekorasyon olarak yine ahşap mobilyaların tercih edildiği görülüyor. Bahçelerde geniş çeşmeler ve yalaklar bulunuyor. Bu yalakların üst kısımlarında buzdolabı niteliğinde olan küçük dolaplar yer alıyor. Şuan müze olarak misafirlerini bekleyen bu noktada 1964’e kadar 25 kişilik bir ailenin yaşadığı belirtiliyor. Müzeye giriş ücretiyse 8 Euro.

Farklı bir deneyim yaşayacağınız bu tatilinizde anılarınızda yer alacak müthiş fotoğraf karelerine de sahip olacağınızdan emin olabilirsiniz. Ancak bunun için hazırlıklı gelmeniz gerekiyor. En azından yedek bir batarya ve hafıza kartınız mutlaka çantanızda olmalı. Çünkü sık sık fotoğraf çekmek isteyeceksiniz.

Burada tatilinizi unutulmaz kılacak pek çok konforlu otel de bulunuyor. Turizmi çok gelişmiş olan bu küçük kasabada yer alan otellerde konfor ilk sırada yer alıyor. Şehir merkezinde yer alan Hotel Garni, Hous Maria Brinkhus, Grubstuben, Gastehous Ursula, Landhaus Panoramablick gibi otellerde hem bu eşsiz şehrin birebir dokusunu yaşayacak hem de tatilinizin tadını çıkartacaksınız.

Yolculuk içinse iki farklı rota seçebilmeniz mümkün. Dilerseniz Almanya Stuttgart’a ya da İsviçre Basel’e gidip, bu her iki noktadan da bir buçuk saatlik kara yolculuğuyla Guguklu Saat Kasabası Triberg’e ulaşabilirsiniz.

Belki sizin için yorucu bir yolculuk olacaktır ancak Guguklu Saat Kasabası’na geldiğinizde çocukluğunuzla yeniden buluşacak ve ona bir selam vererek hikayenize devam edeceksiniz.

Unutmayın bu gezinizde saatin kaç olduğunu hiç merak etmeyeceksiniz, çünkü baktığınız her yerde onu göreceksiniz.

Similar Articles
ALO’nun Doğuşundan Akıllı İletişim Çağına Yolculuk: Telefonun Asırlık HikayesiBeatles'ın Elvis'le Buluşması ve Perde Arkası
Show More